Bu kaydın yasal hükümlere uygun olmadığını düşünüyorsanız lütfen sayfa sonundaki Hata Bildir bağlantısını takip ederek bildirimde bulununuz. Kayıtlar ilgili üniversite yöneticileri tarafından eklenmektedir. Nadiren de olsa kayıtlarla ilgili hatalar oluşabilmektedir. MİTOS internet üzerindeki herhangi bir ödev sitesi değildir!

Antalya: Bir Ortaçağ Türk şehrinin mimarlık mirası ve şehir dokusunun 16. yüzyılın sonuna kadar gelişimi (Bir Ortaçağ Arkeolojisi Survey'i)

Diğer Başlık: Antalya: The architectural heritage of a Medieval Turkish town and the development of its phsical structure until the end of 16 century (A Medieval Archaeological Survey)

Oluşturulma Tarihi: 1997

Niteleme Bilgileri

Tür: Tez

Alt Tür: Doktora

Yayınlanma Durumu: Yayınlanmış

Dosya Biçimi: PDF

Dil: Türkçe

Konu(lar): Arkeoloji,

Yazar(lar): YILMAZ, Leyla (Yazar),

Emeği Geçen(ler): ARIK, M.Oluş (Tez Danışmanı),


Yayınlayan: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı Yayın Yeri: Ankara Yayın Tarihi: 1997 Yayınlandığı Sayfalar: 598 s.


Dosya:
file show file
Görüntüle
download file
Kaydet

Anahtar Kelimeler



Özet

  Hellenistik devirde kurulmasına, Roma ve Bizans devirlerinde de bir ticaret limanı ve metropolittik olarak önemini korumasına karşılık Antalya bugünkü mimari mirasını büyük ölçüde Ortaçağ Türk devri görüntülerine borçludur. Ne yazık ki, 1207'de Selçuklular tarafindan ilk kez fethedilen şehirde, yüzyılın başlarına ait mimari verileri tesbit etmenin imkânı yoktur. Bu devre ait bir kitabe ve şehrin batı kesimini kuşatan I. orta surda yapılan onarımlar dışında somut olarak geriye hiç bir kalıntı kalmamıştır. Buna karşılık bugünkü "Yivli Minare Camisi" çevresindeki bazı binaların bu devre kadar inen bir geçmişe sahip oldukları iddia edilebilir. Bu ilk Selçuklu fethinin akabinde bir ara tekrar Kıbrıs Krallığı'nın hakimiyeti altına giren şehir 1214 yılında ve bu defa kesin surette Selçuklu topraklan araşma katılmıştır. Şehrin bu ikinci fethi yularından da geriye pek az veri kalabilmiştir. Tarihî kaynaklar ve kimi tesbitler doğrultusunda şehrin bati kesimindeki pekçok binanın bu devirde esas karakterini kazandığı ve özellikle Selçuklu yönetim merkezinin bu ikinci fetihten sonra şimdiki yerleşim düzenine kavuştuğu söylenebilir. Şehirde bundan sonraki asıl gelişmelerin I.Keykubad zamanında başladığı dikkati çekiyor. Nitekim bu sultan zamanında ü. orta sur ihya edilerek eski sur çizgisi üzerinde büyük bir inşaat gerçekleştirihniş; ayrıca herhalde başta "Yivli Minare" olmak üzere bu çevredeki diğer binalar da gözden geçirilmiştir.308 Bugünkü şehir fiziğine büyük ölçüde yön ve şekil kazandıran anıtsal sayılabilecek inşaatların ise daha çok HKeyhüsrev ve sonrasında gerçekleştirildiği söylenebilir. Selçuklu devrine ait mevcut bina ve kalıntıların değerlendirilmesi suretiyle 13.yüzyılda şehrin, devrin mimarlık geleneklerine uygun bir Ortaçağ dekoruna sahip olduğu ve hiç değilse 1302 yılma kadar sikke basan bir darphanesinin varlığı da hatırlanacak olursa, 14.yüzyılın basma kadar ticari canlılığını da koruduğu anlaşılmaktadır. Bu ticari canlılık ve kozmopolit sayılabilecek şehir dokusuna 1332 yılında İbni Baruta da tanık olmuştur. Yüzyılın ikinci yarısından sonra kısa süreli Lusignan hakimiyetinin ardından Hamitoğullan zamanında "Yivli Minare Camisi"nin büyük bir onarımla yemlendiği ve hemen yakınma şehrin fatihi Zincirkıran Mehmet Bey tarafından oğlu için bir türbe inşa ettirildiği dikkati çekiyor. Öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı hakimiyetindeki 15.yüzyıl, aynı zamanda şehrin mimarlık mirasında bir dönüşümün de yaşanmaya başladığı bir çağdır. Yüzyılın sonlarında bu dokuya surlar dışında Bali Bey Camisi de katılmış; hamamı ve şimdi çoktan ortadan kalkmış kervansarayı ile şehrin haricinde bir mahalle de teşekkül etmişti. Tarihî kayıtlar ve kitabeler, Selçuklu devrindeki ilk anıtsal inşaatlardan sonra, lö.yüzyılda şehirde ikinci anıtsal inşaatlar çağının başladığını açıkça göstermektedir. Bu devirde inşa edildiğini büdiğimiz mescit, imaret, mektep, zaviye, muallimhane ve medreseler gibi binalar arasında mescitlerin sayıca büyük bir yer tuttuğu dikkati çekmektedir. Şehirde, bu yüzyıla ait olduğunu bildiğimiz fakat ne yazık ki hepsi ortadan kalkmış binalardan geriye sadece "Murat Paşa Camisi" kalabilmiştir. Sözkonusu cami, Osmanlı başkenti İstanbul'daki mimarlık309 gelenek ve modalarını taşraya taşıyan ve bu suretle şehirde yeni bir çağın başladığını haber veren bir binadır. Günümüze kalabilen binalardaki örtü elemanı yaygın olarak kubbedir. Ayrıca bazı binalarda kubbenin iç mekân örtüsü olarak kullanıhp dıştan piramidal külah ile kaplandığı da görülür. Yaygın olmamakla birlikte tonozun beşik, sivri ve çapraz formlarda kullanımı da dikkati çekmektedir. Geçiş elemanlarında yaygın olarak pandantif ve Türk üçgeni varyasyonlarına yer verilmiş, tromp ise nadiren kuUanılmıştrr. Binaların ana inşa malzemesi taştır. Sadece "Yivli Minare"de tuğlanın, inşa malzemesi olması yanısıra dekoratif olarak kullanıldığı da dikkati çekmektedir. Bunun dışında, kemer ve örtü elemanlarında tuğla kuUanılmıştır. "Yivli Minare" hariç, diğer bütün binalardaki süsleme unsurlarına yoğun olarak taş üzerinde rastlanmaktadır. Yalnızca bir örnekte mermer üzerinde süslemeye tesadüf edilmiştir. Geometrik ve bitkisel bezemeler çoğunlukla alçak kabartma tekniğinde işlenmiştir. Çini süslemeye sadece "Yivli Minare" ve "Murat Paşa Camisi"nde rastlanmaktadır. Ayrıca bugün Antalya Müzesi'nde bulunan bazı çiniler ve alçı fragmanların da şimdi ortadan kalkmış Selçuklu Sarayı'na ait olduklarına şüphe yoktur. Ortaçağ'da Akdeniz ticaret trafiğinde hayli önemli bir yer teşkil eden Antalya ve Alanya'nın şehir fiziğindeki gelişmeler açısından farklı kaderleri paylaştıkları izlenmektedir. Her iki şehrin, hattâ Akdeniz kıyısında aynı gelişimi göstermesi beklenebilecek diğer şehirlerin, benzer gelişimler gösterememiş olmalarını, Selçukluların, Akdeniz kıyısında yaşayan diğer uygarlıklar gibi bu deniz ve çevresini "Mare Nostrum" olarak görüp benimsememiş olmalarıyla iHşkilendirmek de mümkündür.


Abstract

  In spite of its establishment in the Hellenistic era, and preserved its importance as a commercial port, and metropolitical in Rome and Byzantium eras, Antalya owes unfortunately, its presence of architectures inheritance to the Middle Ages Turkish era structures to great extent. What a pity that it is impossible to determine the architectural data for the beginning of the century when the city was first conquered by the Seljuks in 1207. Except an inscription that belongs to this period and the repairs made on the first middle city, wall that surrounds the western part of the city, there are no concrete ruins left behind. On contrary to tiıis, it can be claimed that some of the buildings within the vicinity of today's "Yivli Minaret Mosque" has a past that can go back to this era. Just after the first conquest of Seljuks, the city that went under the sovereignty of Cyprus Kingdom for for a short time, was added, this time definitely, to the territory of Seljuks, in 1214. it can be said that, if the occupation of Antalya in the third quarter of the 1401 century by Lusignan, just for a short time and the occupation of the city by Italians in the l81 World War are put outside the subject, since the second conquer of the city by Seljuks, it has been a Turkish city and continued its development. Just a few data could remain in the city after the second conquer of Seljuks. in the direction of historical sources and some evidence, it can be said that, a lot of the buildings in the western part of the city gained their304 substantial characteristics in that era and especially, Seljuks management center reached to the present settiement order after the second conquer. it draws the attention that, the substantial developments in the city have begun during Keykubad the first. Nevertheless, during the era of this Sultana, the second middle city wall has been restored and a great construction was reah'sed on the old city wall üne; furthermore, mainly the "Yivli Minaret Mosque" and the other buildings in the surrounding, have been restored. it can be said that, the constructions that can be considered historical and which made the present city gain its physics mainly in form and direction, have been realised especially during Keyhüsrev the second and after his era. With the evaluation of the existing buildings and ruins of Seljuks era, when remembered that the city had a Middle age scenery in compliance with the architectural traditions of the are and at least had a mint that produced coins tül 1302, it can be understood that, it protected its commercial vividness tül the beginning of the 1401 century. in 1332, İbni Batuta also witnessed this commercial liveliness and a city tissue that can be deemed cosmopolitan. After the second half of the century, following the sovereignty of Lusignan for a short time, it draws the attention that "Yivh Minaret Mosque" had been renewed with a great restoration during Hamitoğullan emirates and just in the vicinity of it, a mausoleum was constructed by Zincirkıran Mehmet Bey, the conquerer of the city, for his son. in some way it is understood that the 1501 century, under the sovereignty of the Ottomans, is also an era, in which a transfonnation in the architectural inheritance, began felt. Towards the end of the century,305 Bali Bey Mosque, constructed outside the city walls participated in this stracture, and with its bath and caravanserai which are demolished now, formed a district, outside the city. However, ali of these show that, in the era when the Ottoman sovereignty began, the Middle Age architectural inheritance ruled in the city, as the dominant element. it can be said that this change and transformation were reahsed substantially in the 1601 century. The historical records and inscriptions show clearly that, after the fîrst historical constructions in Seljuks era, the second historical constructions period began in the city. it draws the attention that among buildings such as mescits, imaret, schools, lodgings, muallimhâne and medresses that we know constructed in this period, mescits occupied a large space. Only "Murat Paşa Msque" could stand unique tül todal among the buildings in the city that we know belonged to this century, but what a pity ali of them were demolished. Above mentioned mosque is a building that carries the architectural traditions and models of istanbul, the capital of Ottomans to provinces and thus informs us of a new era is beginning in the city. The wide spread covering element on the buildings mat could remain tül today is the dome. Furthermore, it is seen that, in some of the buüdings, dome is used as the interaal space covering and externally they are covered in the form of a pyramidal conical çap. Although not wide- spread, it draws the attention that vault has been used in cradle, pointed and diagonal forms. Along with the limited use of tromp in transitive elements, wide- spread use of pendant and Turkish triangle variations can be seen..306 As the main construction material of the buildings, stone is preferred. Only in "Yivli Minaret", brick, along with its use as construction material, it draws the attention tiıat it was used decoratively. Except these, brick was used in arching ad covering elements. Except "Yivli Minaret", it has been observed that, the decoration elements in the buildings are made on stones with majority. Only in öne sample, decoration on marble, was observed. Geometrical and floral decorations are mainly adorned as low relieves. There is no glazed tile decoration in "Yivli Minaret" and "Murat Paşa Mosque". Furthermore there are glazed tiles and Plaster of Paris fregments which are at Antalya museum today and for us, belong to Seljuks era and bulit in the 16* century, it is of interest that no glazed tiles were used at ali. it has been observed that Antalya and Alanya which had important places in the Mediterranean commerial traffics in the Middle Ages share different destinies as regards to the developments in city physics. it is possible to relate this situation with Seljuks considering and taking up the Mediterranean and its surrounding seriously as "Mare Nostrum" like the other civilizations that hved around this sea, because both of the cities, even the other cities around the Mediterranean, which are expected to show the same development, could not be successful in achieving it.


İçindekiler



Açıklamalar



Haklar



Notlar



Kaynakça


Atıf Yapanlar

Gözat Sayfasına Dön

 

Sosyal Medya ve Araçlar

İstatistikler

  • Kayıt
    • Bu ay: 0
    • Toplam: 31540
  • Online
    • Ziyaretçi: 282
    • Üye: 0
    • Toplam: 281

Detaylı İstatistikler