Bu kaydın yasal hükümlere uygun olmadığını düşünüyorsanız lütfen sayfa sonundaki Hata Bildir bağlantısını takip ederek bildirimde bulununuz. Kayıtlar ilgili üniversite yöneticileri tarafından eklenmektedir. Nadiren de olsa kayıtlarla ilgili hatalar oluşabilmektedir. MİTOS internet üzerindeki herhangi bir ödev sitesi değildir!

Kanunlar ihtilafı hukukunda haksız fiilden doğan borç ilişkilerinde irade muhtariyeti prensibi: Möhuk ve Roma II Tüzüğü

Diğer Başlık: Party autonomy in conflict of laws of torts: Turkish code on private international and civil procedure and Rome II Regulation

Oluşturulma Tarihi: 2017

Niteleme Bilgileri

Tür: Tez

Alt Tür: Yüksek Lisans Tezi

Yayınlanma Durumu: Yayınlanmış

Dosya Biçimi: PDF

Dil: Türkçe

Konu(lar): HUKUK,

Yazar(lar): KAVŞAT, Fatma Candan (Yazar),

Emeği Geçen(ler): SİRMEN, Kazım Sedat (Tez Danışmanı),


Yayınlayan: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk (Uluslararası Özel Hukuk) Anabilimdalı Yayın Yeri: Ankara Yayın Tarihi: 2017 Yayınlandığı Sayfalar: 217 s.


Dosya:
file show file
Görüntüle
download file
Kaydet

Anahtar Kelimeler

İrade muhtariyeti, hukuk seçimi, sözleşme dışı borç ilişkisi, Roma II Tüzüğü,party autonomy, choice of law, non-contractual obligations, Rome II Regulation.


Özet

Milletlerarası unsurlu sözleşmeden doğan borç ilişkiler bakımından kabulü 19.yüzyılın sonuna tekabül eden irade muhtariyetinin milletlerarası unsurlu sözleşme dışı borç ilişkileri bakımından tartışılması ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme denk gelebilmiştir. Kanunlar ihtilafı hukukundaki görünümü tarafların hukuki ilişkilerine uygulanacak hukuku seçme serbestisi olan irade muhtariyetinin sözleşme dışı borç ilişkileri bakımından pozitif hukuk düzenlemelerinde yer alması ise büyük çaplı savaşların azaldığı ve dolayısıyla sınır aşıcı ticari ilişkilerin belirli bir ivme kazandığı seksenli yıllara, çalışma kapsamında ele alınan düzenlemeler bakımından irade muhtariyetinin kabulü 21.yüzyılın ilk on yılının sonlarına tekabül etmektedir.Sözleşme dışı borç ilişkilerinde hukuk seçimine özgü bir hüküm Avrupa Birliği’nde tartışılmaya çok uzun zaman önce başlanmasına rağmen 2007 yılında yayımlanan ve 2009 yılında yürürlüğe giren Sözleşme Dışı Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukuka İlişkin Konsey Tüzüğü”nde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemenin ilk fıkrası uyarınca taraflar sözleşme dışı borç ilişkilerinin tabi olacağı hukuku zarara sebep olan olayın meydana gelmesinden sonra yapacakları bir anlaşma ile ya da şayet taraflar ticari bir faaliyet yürütmekteyse zarara sebep olan olayın meydana gelmesinden önce de serbestçe müzakere edilmiş bir anlaşma ile seçebilirler. Bazı özel haksız fiil türleri bakımından irade muhtariyetinden tamamen vazgeçilmesi ve doğrudan uygulanan kurallar, mahkemenin kamu düzeni ve emniyet ve asayiş kuralları dışında Tüzükte irade muhtariyetine herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.Türk hukukunda sözleşme dışı borç ilişkileri bakımından irade muhtariyeti MÖHUK’ta haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerde yer almaktadır. Birbirlerine paralel düzenlenen söz konusu hükümler uyarınca taraflar haksız fiilin203yahut sebepsiz zenginleşmenin doğmasından sonra hukuki ilişkilerine uygulanacak hukuku açık bir biçimde seçebilirler. Bunun dışında bazı özel haksız fiil türleri bakımından zarar görene tek taraflı bir seçim imkânı ve fikri mülkiyete ilişkin hakların ihlalinden sonra taraflara mahkemenin hukukunu seçebilmelerine imkan tanımıştır.Çalışmada irade muhtariyeti ve Roma II Tüzüğünde hukuk seçimine ilişkin verilen bilgiler ışığında MÖHUK’ta sözleşme dışı borç ilişkiler bakımından hukuk seçimine ilişkin getirilen düzenlemeler incelenmiştir. Bu anlamda haksız fiillerde hukuk seçimi imkanının kapsamının genişletilmesi gerektiği ve gelişen teknoloji ve küreselleşme ile önem kazanan tehlike sorumluluğunun yanı sıra sınır aşıcı sosyal temasın artması, ilişkilerin çeşitlenmesi ve buna bağlı olarak ihlallerin de artış göstermesi neticesinde hukuk seçiminin Roma II Tüzüğünde yer alan düzenlemeye yaklaştırılması gerekmekte, söz gelimi haksız fiilin gerçekleşmesinden önce de hukuk seçimi yapılabilmesi gerektiği görülmektedir.

Abstract

Party autonomy has been known for contractual obligations that features foreign element at the end of 19th century whereas for non-contractual obligations this should have been waited after World War II. By 1980’s reedom of choice of law for non-contractual obligations were enacted in need of increasing conflicts in this area due to the fact that the total wars has ended while the cross-border transactions have increased. As for both Regulation and Law No. 5718 of Turkish Code on Private International Law and International Civil Procedure this freedom has arranged by 2010’s.Freedom of choice of law for non-contractual obligations takes part in Regulation (EC) No. 864/2007 Of The European Parliament And Of The Council of 11 July 2007 on the law applicable to non-contractual obligations that entered into force in 2009 although it had been discussed a long time ago. According to Article 14 of the Regulation “1. The parties may agree to submit non-contractual obligations to the law of their choice: (a) by an agreement entered into after the event giving rise to the damage occurred; or (b) where all the parties are pursuing a commercial activity, also by an agreement freely negotiated before the event giving rise to the damage occurred. The choice shall be expressed or demonstrated with reasonable certainty by the circumstances of the case and shall not prejudice the rights of third parties.” Few limitations for freedom of choice range in the Regulation such as exclusion of freedom for some torts/delicts, overriding mandatory rules, public policy of lex fori and rules and safety and conduct.In Turkish law party autonomy for torts and unjust enrichment is adopted in a similar way. According to the Articles 35 (2) and 39 (2) parties shall choose expressly205the law applicable to torts or unjust enrichment after the tort of unjust enrichment have occurred. Additionally, the party that suffers from e.g. the law applicable to a non-contractual obligation arising out of damage caused by a product or attack on personal rights via media can determine the law applicable as well as the law applicable to a non-contractual obligation arising from an infringement of an intellectual property right.In this study freedom of choice of law in non-contractual obligations in Turkish private international law will ve examined in the light of the rules relating to freedom of choice in Rome II Regulation. In this regard, it is determined that Article 34 (5) of International Private and Civil Procedure Law should be arranged considering the Regulation, which determines the freedom of choice quite extensively since the existing law does not respond the needs of some institutions such as strict liability as well as social contact. In that sense, choice of law before the harmful event rises should be allowed.


İçindekiler



Açıklamalar



Haklar



Notlar



Kaynakça


Atıf Yapanlar

Gözat Sayfasına Dön

 

Sosyal Medya ve Araçlar

İstatistikler

  • Kayıt
    • Bu ay: 38
    • Toplam: 31059
  • Online
    • Ziyaretçi: 382
    • Üye: 0
    • Toplam: 382

Detaylı İstatistikler